Yaşadığımız fiziksel açlık mı yoksa duygusal aşerme mi?

 

Merhaba, ben Klinik Psikolog Doktor Şeniz Ünal.

Günde birkaç defa, az veya çok, bir şeyler yiyoruz. En bilinçli, dikkatli kişiye bile yediklerini sonradan yaz denildiğinde, mutlaka bazı yediklerini veya miktarlarını hatırlamıyor. Otomatik olarak ağzımıza attıklarımıza baktığımızda, fiziksel açlık ile alakalı olmadıklarını gözlemliyoruz….

Öncelikle fiziksel açlık ve duygusal açlık nedir ve aralarındaki fark nedir buna bir bakalım. Fiziksel açlık yavaş yavaş gelir. Açlık arttıkça, kişi midesinde huzursuzluk hisseder, gurultu sesleri gelebilir ve kan şekeri düşer. Yemek yedikten sonra tatmin duygusuna erişir ve belirtiler ortadan kalkar. Açlık tokluk ölçeğinde 3-6 veya 3-7 arasında olmaktır bu durum.

Duygusal açlık ise aniden oluşur ve bilindik fiziksel belirtiler vermez. Duygusal açlık ve duygusal yeme adımlarını özetleyecek olursak:

·         Hiç beklenmedik bir anda, örneğin televizyon seyrederken veya bir işle uğraşırken aniden akla bir yiyecek gelir. Çok yoğun bir dürtüdür.

·         Belirli bir yiyeceğe karşı istek oluşur, bunlar genellikle basit karbonhidratlardan yapılmış yüksek kalorili yiyeceklerdir (kimse yeşil bibere veya haşlanmış yumurtaya aş ermez J)

·         Bu yiyecekler hızlı hızlı, önümüzden kaçırılacakmış gibi yenebilir. Kontrolun kaybedildiği hissedilebilir.

·         Duygusal yemenin ardından kısa süreli geçici bir tatmin hissinden sonra, pişmanlık, suçluluk duygusu, utanç, öfke gibi negatif duygular mutlaka hissedilir.

Duygusal açlık ve duygusal yeme farklı şekillerde de hayatımızda etkili olabilir. Mesela çok farklı yiyecekleri kombin yapmayı sevebiliriz. Örneğin acılı tavuğun üzerine illa ayva reçeli yemem lazım diyebiliriz.
Bazen de tam nedenini bilmeden değişik ritüellerimiz, rutinlerimiz olabilir. Yemeğe tabağın sağından başlamak, yiyecekleri belli sırada yemek, doygunluğumuz had safhaya ulaşsa da tabakta bir lokma bırakmamak gibi…


Bu gibi şirin, eğlenceli, zararsız görünen alışkanlıklar da eğer hayatınıza etki etmeye başlamış, kontrolü ele almışlarsa, vakit geçirmeden onlara yakından bakmak çok büyük rahatlık getirebilir. Sonuçta yaşamak için yemeliyiz, yemek için yaşamak değil.

İLGİLİ VİDEOLAR